DOLAR 32,4892 0.06%
EURO 34,8164 0.01%
ALTIN 2.478,630,68
BITCOIN %
Ankara
19°

PARÇALI AZ BULUTLU

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

  • İslami Haber, Haber İslami
  • Genel
  • İnsanlık tarihinde bir ilke imza atmak üzereydi, ‘Sorun olunca ağlıyor musunuz?’ diye sordular… ‘Altı’nın yaşadıkları 40 yılın ardından yeniden gündemde
33 okunma

İnsanlık tarihinde bir ilke imza atmak üzereydi, ‘Sorun olunca ağlıyor musunuz?’ diye sordular… ‘Altı’nın yaşadıkları 40 yılın ardından yeniden gündemde

ABONE OL
18 Eylül 2023 17:01
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Takvimler 1983 yılını gösteriyordu.

Sally Ride, uzaya çıkan ilk Amerikalı kadın olarak adını tarihe altın harflerle yazdırmaya hazırlanıyordu.

O ve mürettebattaki diğer astronotlar basının karşısına geçmiş, birkaç hafta sonra yapacakları yolculukla ilgili bilgiler veriyordu.

Ride ve meslektaşları, parçası olacakları Challenger misyonunun önemine, astronomi bilimine yapacağı katkılara dair konuşmaya hazırdı. Ancak muhabirlerin birinden gelen soruyu duyan herkes, başta Ride olmak üzere, donup kaldı.

Muhabir, “Bu grubun bir üyesi olarak eğitimleriniz sırasında bir sorun çıktığında, mesela tuhaf bir arıza olduğunda nasıl tepki verdiniz? Bir insan olarak bunu nasıl karşıladınız? Ağlıyor musunuz böyle durumlarda? Ne yapıyorsunuz?” diye sordu.

Muhabire diplomatik bir dille yanıt veren Ride, mürettebattaki erkek astronotların hiçbirine asla böyle bir soru sorulmayacağına da dikkat çekti.

Challenger mürettebatı soldan sağa Bob Crippen, Fred Hauck, Sally Ride, John Fabian ve Norman Thagard.

HEPSİ GÜÇLÜ VE BAŞARILI KADINLARDI

40 yıl evvel yaşanan bu olay geçtiğimiz günlerde raflarla buluşan bir kitap sayesinde yeniden gündeme taşındı. Üstelik Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi (NASA) misyonlarında görev alan kadın bilim insanlarının maruz kaldığı cinsiyetçi tavırlar ne yazık ki bununla sınırlı değildi.

Yazar Loren Grush’ın imzasını taşıyan “The Six: The Untold Stories of America’s First Women Astronauts” (Altı: Amerika’nın İlk Kadın Astronotlarının Anlatılmamış Hikâyeleri) isimli kitapta buna benzer pek çok olay ve anekdot anlatılıyor.  

Grush, CNN International’a yaptığı açıklamada, birçok Amerikalı gibi Sally Ride’ı ve tarihe geçen başarısını duyarak büyüdüğünü belirtti.

Gazeteci olduktan sonra NASA’nın ilk kadın-erkek karışık astronot sınıfında Ride’la birlikte eğitim alan diğer kadınların hikâyelerini de merak etmeye başladığını söyleyen Grush, “Onlar da tıpkı Ride gibi güçlü ve başarılı kadınlardı. Onlar da aynı uzay misyonunda görev alma şansını elde edebilmek için yarışmıştı” dedi.

Soldan sağa; Sally Ride, Shannon Lucid, Kathryn Sullivan, Rhea Seddon, Anna Fisher, Judith Resnik

“UZAYA ÜÇ DİŞİ GÖNDERİLDİ; İKİSİ ÖRÜMCEK BİRİ MAYMUNDU”

Grush’ın kitabında Ride’ın 1983’teki misyona seçilmesi bir başlangıç noktası olarak kabul ediliyor. Bu noktadan hareket eden Grush, NASA’nın ilk kadın astronotlarının hikâyelerinin derinine iniyor. Astronotların ilk uçuşlar sırasında yaşadıkları, görev başında karşı karşıya kaldıkları baskılar ve bu süreçte kendilerine sorulan bir yığın cinsiyetçi soru, kitabın ana unsurlarını oluşturuyor.

Halihazırda Bloomberg haber ajansının uzay muhabiri olarak görev yapan Grush, “Onların hikâyesini zamanında anlatılmış olması gerektiği şekilde anlatmaya çalışıyorum” dedi.

Grush’ın kitabında aktardığı üzere, her şeyi başlatan 1970’lerde yayımlanan bir rapor oldu. Raporda “Bugüne kadar NASA tarafından uzaya üç dişi gönderildi. Bunlardan ikisi – Arabella ve Anita- örümcekti. Üçüncü olan Miss Baker ise bir maymundu” ifadeleri yer alıyordu.

Raporun yazarlarından Ruth Bates Harris, “yıkıcı güç” olduğu gerekçesiyle NASA’dan kovuldu ancak gelen siyasi tepkilerin ardından görevine iade edildi. Kadınların uzaya gönderilmesi için ise aşağı yukarı bir 10 yıl daha geçmesi gerekecekti.

Grush, “Vatandaşlık hakları hareketini yaşamıştık. Feminist hareketi yaşamıştık. Eşitsizlik artık NASA’nın göz ardı edemeyeceği bir hal almıştı” diye konuştu.

Kathryn Sullivan ve Sally Ride geliştirdikleri uyku tulumunu yerçekimsiz ortamda tanıtırken

SİYAHİ VE ASYALI ASTRONOT ADAYLARI DA İLK KEZ BU GRUPTA YER ALDI

Kitapta anlatılanlara göre, 1976-1977 yılları arasında 1.500’den fazla kadın astronot olmak için başvuru yaptı. Nihayetinde bu sayı altıya indi.

Bu altı kadın daha sonra Houston’da bulunan Johnson Uzay Merkezi’nde eğitime alınan NASA Astronot Grubu 8’in bir parçası oldu. Bu grubun tek özelliği kadınları içermesi değildi. Üçü siyahi, biri Asya kökenli olmak üzere, farklı ırklara mensup astronot adaylarını da kapsayan 35 kişilik grup, bu açıdan da bir ilk oldu.

Sally Ride bir astrofizikçiydi. Gruptaki diğer kadınlar ise elektrik mühendisi olan Judy Resnik, jeolog ve oşinograf Kathy Sullivan, biyokimyacı Shannon Lucid ve tıp doktorları Anna Fisher ile Rhea Seddon’dı.

UÇUŞ TECRÜBESİ ARANMAMASI DENGELERİ DEĞİŞTİRDİ

Bu altı kadının ortak bir özelliği vardı: Hiçbirinin jet uçurma eğitimi yoktu. Sadece Resnik, Lucid ve Seddon’ın bir parça pilotluk deneyimi vardı.

Ne var ki uzay mekiği programına “misyon uzmanı” diye yeni bir pozisyon eklenmişti. Misyon uzmanlarında uçuş tecrübesi aranmıyordu.

Grush, “NASA, kriterleri bilim insanlarını ve doktorları kapsayacak şekilde genişletmişti. Bu sayede sadece kadınlar ve beyaz olmayan Amerikalılar değil, farklı arka planlara sahip birçok kişi programa katılabildi” diye konuştu.

Sally Ride, Judith Resnik, Anna Fisher, Kathryn Sullivan ve Rhea Seddon 1978’de Florida’daki eğitimleri sırasında

MEDENİ DURUMLARI, BOYLARI, KİLOLARI HABERLERDE YER ALIYORDU

Diğer yandan 1983 yılında Ride’a eğitim sırasında ağlayıp ağlamadığını soran muhabir de bu anlamda ne ilk ne de tekti. Birçok başka gazeteci kadın muhabirlere benzer sorular sorup cinsiyetçi yorumlar yapıyordu. Altı kadın astronot hakkında gazetelerde ve televizyonlarda yayınlanan haberler de geçen ifadeler de bu bakış açısını yansıtıyordu.

Grush, “Spikerlerden biri, kadın astronotları televizyonda tanıtırken her birinin isimlerini teker teker okumuş, ardından medeni durumlarını söylemiş ve kimlerin bekâr olduğuna vurgu yapmıştı. Haberlerin birçoğunda astronotlar ‘kızlar’ ya da ‘uzaydaki hanımlar’ diye anılıyordu. Daha çalışkan olan bazı yazarlar haberlerde astronotları tanıtırken yaşlarına, boylarına ve ağırlıklarına da değinmeden geçmiyordu” ifadelerini kullandı.

Örneğin, Grush’ın kitapta da alıntıladığı bir röportajda, NBC’nin haber sunucusu Tom Brokaw, Resnik’e “Sence gelecekte bir gün uzayda aşk yaşanabilir mi?” diye sormuştu.

Araştırması kapsamında Bilgi Özgürlüğü Yasası doğrultusunda bu programların kayıtlarını kanalların arşivlerinden aldığını belirten Grush, “Videoyu izlemek diyaloğu duymaktan ya da transkriptleri okumaktan daha kötü çünkü simülatörde ağlaması ya da uzaydaki ilk anne olmayı isteyip istememesiyle ilgili ahmakça soruları yanıtlarken Sally’nin yüzünün aldığı hali görebiliyorsunuz. Medya kamuoyunun o dönemdeki hislerini ve kadın astronotların üzerindeki baskıyı gerçekten özetliyordu” dedi.

Altı kadın astronot arasında uzaya ilk giden Sally Ride (sağdan üçüncü) oldu

EN FAZLA X ONUN ADININ YANINDA YER ALDI

Astronot Grubu 8’in üyeleri bir komite tarafından seçiliyordu. Ancak astronotların eğitim sonrası belirlenen uzay mekiği görevlerini büyük oranda tek bir kişi belirliyordu: NASA’nın uçuş operasyonlarından sorumlu direktörü George Abbey.

Abbey, uzaya ilk Amerikalı kadını gönderecek misyon için doğru kişinin Ride olduğuna emindi. Ancak uzay merkezinin direktörü, sonradan yeşil ışık yaktığı bu seçime karşı çıkmıştı.

Grush’ın kitabına göre, Abbey, Ride’ın seçilmesini sağlamak için aralarında uçuşun komutanı olmasına karar verilen Bob Crippen da dahil birçok kritik isimle görüşmeler yaptı.

Crippen ve Abbey, baskı altında çalışabilme ve mürettebatın diğer üyeleriyle anlaşabilme gibi birçok becerisi nedeniyle Ride’ın öne çıktığını düşünüyordu. Ancak Ride’ın diğer astronotlarda olmayan bir özelliği vardı. Grush, “İçedönük bir insan olan Sally, spot ışıklarının altında olmak ya da ünlenmek isteyen biri değildi. Crippen ve Abbey, bu kişilik yapısının uzaya çıkacak ilk kadın için en iyisi olduğunda hemfikirdi. Çok fazla dikkat çekmek isteyen birini seçmek istemiyorlardı” diye anlattı seçim sürecini.

Nihayetinde Abbey, kadın astronotların isimlerini bir tabloda topladı ve her bir beceri için tabloya bir X işareti koydu. Sonuçta Ride’ın adının yanında herkesten daha fazla X vardı. Bu da Ride’ın en yakın iki rakibinden daha fazla sistemi anlayabildiği anlamına geliyordu. Üstelik Ride, misyon için oldukça önemli olan robot kolu nasıl çalıştıracağını da biliyordu. Bütün bunlar Ride’ın seçilmesini garantiledi.

1986’daki Challenger misyonunda iki kadın, bir siyahi ve bir Asyalı astronot yer alıyordu. Soldan sağa Sharon Christa McAuliffe, Gregory Jarvis, Judith Resnik, Dick Scobee, Ronald McNair, Mike Smith, ve Ellison Onizuka.

ARTEMIS MİSYONU ÖNCESİ HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ

Ride ilk olsa da diğer beş kadın astronot da ilerleyen dönemdeki uzay mekiği uçuşlarına katıldı. Örneğin 1986’da yaşanan Challenger felaketinde hayatını kaybedenlerden biri, ikinci uzay mekiği uçuşunu yapmakta olan Resnik’ti. Grush’ın kitabında tüm bu uçuşlara dair ayrıntılar yer alıyor.

Altı kadın astronotun hikâyeleri tarihin hiçbir döneminde önemini yitirmese de Ride ve meslektaşlarının deneyimleri özellikle günümüz için büyük dersler içeriyor.

Grush bunun sebebini şöyle özetledi:

“NASA halihazırda Artemis programıyla yeniden Ay’a gitmeyi planlıyor. Bu programın amaçlarından birinin Ay yüzeyine ilk kadını göndermek olduğu vurgulanıyor. Dolayısıyla kadınların daha önce nelerle başa çıkmak zorunda kaldıklarını ve yıllar boyunca nasıl trajik bir biçimde programın dışında tutulduklarını hatırlamanın tam zamanı diye düşünüyorum. Ay’a gidecek kadınların, 70’lerdeki ve 80’lerdeki kadınlar kadar zor zamanlar geçirmeyeceklerini umuyorum.”

CNN International’ın “These highly trained scientists and doctors were making history. Reporters kept asking them sexist questions” başlıklı haberinden derlenmiştir.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

deneme
dedektif | özel dedektif | fixbet giriş